|
hadra
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #15 : Temmuz 30, 2008, 06:23:57 ÖS » |
|
sayın freef
Hocam Anlatamadım derdimi sanırım. Kuran'da apaçık bir başörtüsü emri yoktur. cümlemiz yanlıştır lütfen bunu düzeltelim!!! sayın kemalcan hadislere öyle aklımızın estiği gibi bu uyduruk diyebilme lüksüne sahip değilliz! yıllarca doğrulanan müslümanların kabul ettiği hadisler hakkında ve ayetler hakkında keyfimize göre yorum yapamayız yaparsak bu bizi Allah korusun çok yanlış yere götürür! eğer müslümansak dinimizi doğru yerden öğrenmekle yükümlüyyüz!! ama doğru yerden zehirli fikirler ve zehirli yerlerden değil! [/color][/b]
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
kemalcan
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #16 : Temmuz 30, 2008, 09:32:15 ÖS » |
|
Kardeş HADRA,
Müsaadenizle küçük bir yanlışınızı düzeltebilirmiyim:
İlgili ayette kullanılan kelime: hımar demişsiniz doğru.
Hımar kelimesinin türkçesi BAŞÖRTÜSÜ demişsiniz. Yanlış.
Hımar kelimesinin türkçe anlamı ÖRTÜ dür. Masa örtüsü de hımardır. Kadınların omuzlarına attıkları atkı da hımardır.
Hadislere öyle aklımızın estiği gibi uyduruk deme lüksüne sahi değiliz demişsiniz çok doğru, hadislere öyle aklımızın estiği gibi uyduruk deme KÜSTAHLIĞINDA da bulunamayız.
Ancak birisi çıkar da unutulmuş 40 hadis buldum deyip:
sonrada '' bir eski hadis bulana 100 şehit sevabı verilir '' diye bir Hadisi Şerif var derse SEVGİLİ KARDEŞİM HADRA kusura bakma.
Din uğruna ülke ve vatan uğruna şehit olmuş milyonlarcası bu toprakların altında yatarken ,hala bu gün doğuda yüzlerce şehit verip içimiz kan ağlarken şehitlerimizi küçülten bir UYDURMA HADİSE de uydurma derim. Aziz şehitlerimize duyduğum saygı ve hassasiyet nedeniyle.
SELAM
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
kemalcan
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #17 : Temmuz 30, 2008, 09:44:06 ÖS » |
|
DÜZELTME:
Yukarıdaki yazımda:
Ancak birisi çıkar 40 hadis buldum cümlesi ve devamı:
Ancak birisi çıkar 40 sünnet buldum deyip: Sonrada ''eski bir sünnet bulana 100 şehit sevabı verilir '' diye bir Hadisi şERİF VAR.
OLACAKTIR.
ÖZÜR DİLERİM.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
freef
Okur
Puan: +1/-0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 74
|
 |
« Yanıtla #18 : Temmuz 30, 2008, 10:58:12 ÖS » |
|
Kuran'da apaçık bir başörtüsü emri yoktur. derken başörtüsü yoktur, demedim. Apaçık bir başörtüsü emri yoktur, dedim. Hocam, Allah affetsin, ben bu cümleyi düşünerek seçtim. Apaçık bir Peygamberin, Kadının [yüz ve iki elinden başka] bütün bedeni avrettir.) gibi bir sözü Kuran'da yoktur, dedim. Yani bir emir var ve ben size hımar kelimesinin teviliyle katılıyorum. Allah, istese Kuran'da böyle bir emir verebilirdi, bu prof.larda tv.lerde saatlerce tartışmazdı. Ama Allah, kendisinin bildiği bir hikmet gereği bu şekilde koymamış ve bu işi Peygamber'ine bırakmış. Zaten Peygamber Kuran'ı yaşamak, yaşatmak, anlatmak için gelmedi mi. O nasıl yağtıysa, neyi nasıl anladıysa bize düşen ona sarılmaktır. Allah da böyle buyruyor zaten: Resul size neyi vermişse alın, neyi yasaklamışsa sakının (haşr 7). Yani bu adamlar, tv.lerde bize dayatmaya çalıştıukları sünnetsiz bir din. Tabii icma'yı da atmamızı dayatıyorlar. Bütün sapık mezheplerin, bütün bidatlerin, bütün aykırı görüşlerin temelinde ya Kuran'ı ya Sünneti, ya İcma'yı ya da Kıyas'ı reddetmek var. Bugün ise en revaşta olan Sünneti terk var. Sünnet derken, sadece sünnet namazları kastettmiyor. Peygamber, neyi nasıl yapmış, neyi nasıl anlamış... o unutuluyor. Ve bu zamanda sünnete sarılarana 100 sevap vadedilmiş. İnsan yeri gelir, bir kaleyi korumak için Allah yolunda canını feda eder. Ve şehit olur. Ama bu devirde milyonlara milyar müslümanların imanına tehditler savuran bu sünnetsizlik (hadislere laf atma, Sadece Kuran diyerek Resul aleyhiselamı dışlama) ve icma (ameli mezhepler ve fıkıhları) düşmanlığı ile savaşan müminler neden bu 100 şehit sevabı almasınlar ki. Şehit oluyorlar demiyorum, şehit sevabı veriliyor diyorum. Üstelik bunu ben değil Yüce Peygamber sallallahu aleyhi vesellem diyor. Ben sedece tekrar ediciyim, demiş miydim. Peygambere, sünnetine sarılmak, bunu yaymak, dini bidatlerden temizlemek ve bu yolda kalemiyle, aklıyla, göz nuruyla cihad etmek ve sonunda insanlara hidayet yolunu açmak ve insanların küfre ve dinsizliğe akın akın gitmesini engellemek neden böyle bir sevapla ödüllendirilmesin ki. Bunun neresi saçmalık. Mesela her hangi bir ülkenin iki vatandaşı düşünün: Biri; vatanı için ölüyor madalyasını alıyor. İkincisi ise; düşmana gizlice şehir kapılarını açmak isteyenleri bir ihbarıyla durdurup halkı yok olmadan kurtarıyor ve aynı zamanda halka konuşma yaparak iç ve dış düşmana karşı ne yapmalarını öğütleyip onları birbirlerine kenetleyerek onları yenilmez yapmak için uğraşıyor. Ölen tabiiki çok değerlidir, insanın en değerli varlığı olan canını vermiştir. Ama ölmeden diğer hizmeti yapan nice canlar kurtarmıştır.
Ama bir de şehide karşı alimin üstünlüğü vardır. Alimin mürekkebi, şehidin kanından üstün tutulmuş. Bidatlere karşı sünnete sarılmak ve bunu teşvik etmek. Ne kadar kolay. Bir o kadar da ecri yüksek.
Bu sözlerim yazılarımda az da olsa samimiyet görenler içindir. Ben seni çoktan gözden çıkardım sayın kemalcan. Çıkarmazdım ama senin tabirinle Bay freef sizin bana öğretebileceğiniz bir şeyler olduğunu zannetmiyorum. sözlerinizi okudum. Umarım Allah da seni gözden çıkarmaz. Artık sana cevap vermeyeceğim...
|
|
|
|
|
Logged
|
Takdir neyse o olur.
|
|
|
|
hadra
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #19 : Temmuz 31, 2008, 02:15:12 ÖÖ » |
|
Allah razı olsun freef kardeşim
kaygılarınıza katılıyorum artık konuyu sonlandırmak için birkaç dipnot aktarıp kilitliyorum
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
hadra
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #20 : Temmuz 31, 2008, 02:15:58 ÖÖ » |
|
Kur'an-ı Kerim'de başörtüsü 24 sıra numaralı Nur suresinin 30. âyetinde geçmektedir. "Kadınlar, başörtülerini, göğüslerinin üzerinden bağlasınlar; yani başörtüleriyle göğüslerini de örtsünler" mealindeki bu âyette geçen "humur" kelimesi, başörtüsü manasına gelen "hımâr" kelimesinin çoğuludur.
"Kur'an'da geçen hımâr kelimesi yalnızca örtü manasına gelir, başörtüsü manasına gelmez" diyenler kesinlikle yanılıyorlar. Çünkü bu kelimenin kökünde "örtme, karışma, yaklaşma" gibi manalar varsa da, kökten alınmış farklı kelimelerin (şekillerin) de farklı manaları vardır. Mesela aynı kökten gelen "hamr", şarap, "hamîr", hamur mayası, "humâr" akşamdan kalma hali manalarına gelir. Tartışma konumuz olan "hımâr" da başörtüsü ve vücudun bütününü örten örtü manalarında kullanılmıştır. Bu mananın delillerine gelince:
1. Hz. Peygamber zamanından bu güne kadar "hımâr"a bu mana verilmiş ve uygulama da bu manaya göre olmuştur.
2. İbn Manzûr, Fîrûzâbâdî gibi kaynak luğatçıların eserlerinde kelimeye "başörtüsü" manası verilmiştir.
3. Taberî, Zemahşerî gibi kaynak tefsirlerin tamamında hımâr kelimesinin manasının başörtüsü olduğu kaydedilmiştir.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
hadra
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #21 : Temmuz 31, 2008, 02:16:39 ÖÖ » |
|
Biraz da ayetin Arapçasından sözedelim ;
Tercüme Edilen Kelime ve çarpıtılan kelime humur kelimesidir . hımar kelimesinin çoğuludur . Bu kelimeninde kökü hamr dır . Anlamı bir şeyi örtmektir . Hımar kelimesinin anlamıda ki bu Arapça sözlüklerde yazılıdır . Başı Örten örtüye verilen isimdir …. Bazı Kimseler diyorki ALLAH (CC) eğer başörten örtüden bahsetseydi bunu vurgulardı . Kuranın Diline biraz hakim olanlar bilir ki ALLAH (CC) hicbir zaman gereksiz lafız kullanmamıştır . Örneklendirelim şimdi eşarp ne demektir . Eşarp kelime eşi örtüdür fakat sağlıklı her insan bilirki eşarp başı örten örtüdür yani eşarpla ilgili bir cümle kurarsak misalen ; ayşe teyzem başına eşarbı bağladı sonrada gezmeye çıktı. biraz edebiyat bilgisi olan bilir cümledeki başına ifadesi gereksizdir anlatım bozukluğu oluşturmuştur . Şimdi siz ALLAH (CC) dan boyle bir gereksiz lafız kullanmasınımı bekliyorsunuz . Kuranın neresinde gereksiz boş ifadelere rastladınız ….
..
Hımar ; başörtüsü Bunu mevcut hadislede delillendirelim ; ALLAH(CC) ın Elçisi (Aleyhissalatu vesselam) a ipekli kumaşlar getirilmişti . Ömere bir parça gönderdi . Üsame ye bir parça gönderdi . Ali bin Ebu Talip e bir parça gönderdi ve dedi ki ; Onu kadınların arasında başörtüsü olarak ayır ( (Müslim-Libas-7-2068) Hadisin Orjinalinde başörtüsü ‘’Hımar’’ diye geçmiştir ….
Eğer Kuran'a uymak yerine Kuran'ı Kendinize uydurma yoluna gidersiniz Kurana verebileceginiz bir zarar yoktur . Ancak Kendinize yazık edersiniz .:::!!!
İşte sözlüklerdeki anlamlar 1-Burka : Bütün yüzü örter 2-Nikab : Bütün yüzü örtmeyip iki gözden birini açarak bağlanan başörtüsüdür . 3-lifam : Her iki gözüde burun üstünden itibaren açık bırakan başörtüsüdür . 4-Lisam : burun açıkta kalacak şekilde ağız uzerinden örtme şeklidir 5-Nasif : Hımarın daha büyüğüdür 6-Mikne’a: Nasiften daha büyüktür Bel altına kadar uzanır 7-Cilbab : Yüz Hariç baştan ayağa her tarafı örten örtüdür 8-Hımar : Yüz Hariç başın ve boynun tamamını örten Kuran'da da emredilen Örtüdür . .
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
hadra
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #22 : Temmuz 31, 2008, 02:17:33 ÖÖ » |
|
“Ümmetimin fesadı zamanında kim sünnetime temessük ederse ( yapışırsa ), ona yüz şehid ecri vardır.” sözü, hadis midir, Hadis ise nasıl anlaşılmalıdır? Evet hadistir. (1)
Bida‘ların ve dalaletlerin islam toplumunu istila ettiği, toplumda hükmettiği zaman, sünneti seniyyeye yapışan yüz şehid ecri kazanabilecektir. Tabii ki Kuran’ın hakikatları ile sünnet-i seniyyenin prensipleri birbirinden ayrılmaz. Ümmet içinde bidatların revaçta olduğu, çoğunluğun bidatların ve dalaletlerin istilasında bulunduğu bir zaman; gerçekten çok riskli, çok tehlikeli bir zamandır. Bir amelde tehlike arttıkça sevap fazlalaşmaktadır. Böyle tehlikeli bir zamanda, başta iman hakikatlerine, İslâm’ın hükümlerine Kuran’ın anlaşılmasına, sünnetin ve İslâm’ın hayata kazandırılmasına hizmet pek büyük bir hizmettir, hatta normal şartlarda bir şehidin yaptığı fedakarlıktan daha büyük fedakarlıklar ister ki, birçok şehidin sevabı kadar sevap gerektirebilsin. Çünkü şehit bir anda bir fedakarlık gösterip canını Allah yolunda verirken böyle bir atmosfer içinde iman hakikatlerine, Kuran’a, Sünnet-i Seniyyeye hizmet eden birisi hayatının her gününde büyük fedakarlıklarda bulunabilmektedir.
Demek oluyor ki, zaman şiddetlendikçe, fitneler arttıkça amellerin sevapları da artacaktır. Ayrıca bu hadis-i şerifte bir süttene uymak için büyük bir teşvik vardır.
Hadiste geçen temessük ( sünnete yapışma ) kelimesi, şu manaları içermektedir: (2)
1) Temessük kararlılık, sebat ve ısrardır. 2) Temessük de devamlılık vardır. 3) Temessük bütüne sahip çıkmaktır. 4) Temessük karşılıklı güçlerin mücadelesini yansıtır.
Kaynaklar: 1. el-Bağavi, Hüseyin b. Muhammed eş-Şafi, Mesabihu’s-Sunne, I-II, Beyrut, ty. I, 40, no: 130; el-Munavi, Abdurra‘uf, Feyzu’l-Kadir, I-VI, Beyrut, ty. VI, 261. (no: 9171-9172); Ümmetin bozulduğu zaman sevapların çoğalağı konusu için bk. Taftazani, Mesud b. Ömer, Serhu’l-Makasıd, I-V, Beyrut 1988 I, 308; el-Heytemi, Ahmed b. Hacer, es-Savaiku’l-Muhrika, Kahire 1385, s. 210. 2. el_Kamûsu’l-Muhit III, 329; el-Mu’cemu’l-Vasit s. 869; el-Mufredat, s,469. Sorularlaislamiyet
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
hadra
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #23 : Temmuz 31, 2008, 02:21:15 ÖÖ » |
|
Sünnet ve bid’at Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ümmetim arasında ayrılık olunca, benim sünnetime ve Hulefa-i raşidinin sünnetine yapışın!) [Tirmizi]
Bu hadis-i şerif, bu ümmette çeşitli ayrılıklar olacağını haber veriyor. Bunlar arasında, Resulullahın (Aleyhissalatu vesselam) ve Onun 4 halifesinin yolunda olana sarılınız diyor. Sünnet, Resulullahın, sözleri, bütün ibadetleri, işleri, itikadları, ahlakı ve bir şey yapılırken görünce, mani olmayıp susması demektir. Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Fitne fesat yayıldığı zaman, sünnetime yapışana yüz şehit sevabı verilir!) [Hakim]
Yani nefse ve bid’atlere ve kendi aklına uyarak İslamiyet’in hududu dışına taşıldığı zaman, benim sünnetime uyana, kıyamette yüz şehit sevabı verilecektir. Çünkü fitne fesat zamanında İslamiyet’e uymak, kâfirlerle harp etmek gibi güç olacaktır. Bir hadis-i şerif meali: (İslam dini garip olarak başladı. Sonu da garip olacaktır. Bu gariplere müjdeler olsun! Bunlar, insanların bozduğu sünnetimi düzeltir.) [Müslim]
Yani, İslamiyet’in başlangıcında, insanların çoğu, Müslümanlığı bilmedikleri, onu yadırgadıkları gibi, ahir zamanda da, dini bilenler azalır. Bunlar, benden sonra bozulmuş olan sünnetimi ıslah ederler. Bunun için, emr-i maruf ve nehy-i münker yaparlar. Sünnete, yani İslamiyet’e uymakta başkalarına örnek olurlar. İslam bilgilerini doğru olarak yazıp, kitaplarını yaymaya çalışırlar. Bunları dinleyenler az, karşı gelenler çok olur.
..dinimizislam
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
hadra
Ziyaretçi
|
 |
« Yanıtla #24 : Temmuz 31, 2008, 02:22:49 ÖÖ » |
|
Alıntılar burada bitti
binlerce yıldır İslam ülkeleri müslümanlar başörtüsü emri kabul etmiş uygulamışlardır.kabul edip uygulamayanlar ise ayrı ama Kur'an-ı Kerim'de yoktur diyenler sadece kendileri yoldan çıkmamış insanları da kendileri ile felakete sürüklemişlerdir onlara Allah hidayet versin İnşaAllah.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|