|
~LaleGül~
|
 |
« : Mayıs 08, 2009, 04:26:35 ÖS » |
|
biliyosunuz ki kader imanın şartlarından biri ama o kadar karmaşık bir konu ki
sizler ne düşünüyorsunuz bu konuda kaderi anlayabiliyor ve açıklayabiliyormusunuz
işte bu benim kaderimdi diyebilecğiniz bir olay yaşadınız mı
anlayamıyorum birtürlü şu konuları kaderimiz belliyse neden uğraşıyoruz
bu konuda bir düşünceniz varsa paylaşırmısınız
|
|
|
|
|
Logged
|
ya insana gül ver yada gülüver 
|
|
|
rey2466
Katilimci
 
Puan: +10/-7
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 301
|
 |
« Yanıtla #1 : Mayıs 09, 2009, 08:10:01 ÖÖ » |
|
Beyaz nur kardeş süleymaniye vakfı sitesinden aldığım bu yazı sana yardımcı olacaktır
KUR’AN’DA İRADE, ŞEY VE FITRAT
Şey (شَيْء), kader ve irade; birbirleriyle ilişkisi olan kelimelerdir. Şey varlık; kader varlıktaki ölçü, irade de bir şeyi var etme isteği veya kararıdır. Fıtrat ise varlıkların yapısını oluşturan, geliştiren ve değiştiren kanunlar bütünüdür.
Şey (شَيْء) hem mastar hem isimdir. Mastar, kelimenin türetildiği kaynaktır. “Şey”den mimli mastar olarak (مشيئة) meşîet türetilmiştir. Bu kelime Kur’ân’da yoktur. Bazı zayıf hadislerde ve bir kısım edebi eserlerde az da olsa rastlanabilir. Arapların pek bilmediği meşîete, sonraları bir delile dayanmadan irade anlamı verilmiş, bu anlam Kur’ân’da çokça yer alan şâe (شاء) fiiline taşınmış ve daha sonra da şöyle bir kural oluşturulmuştur:
لا فرق بين المشيئة و الإرادة عند أهل السنة
“Ehl-i Sünnet’e göre meşîet ile irade arasında fark yoktur[1].”
Hâlbuki şâe (شاء) de tıpkı meşîet (مشيئة) gibi şey (شَيْء)’den türemiştir. Dolayısıyla ona, şey (شَيْء)’in anlamından farklı anlam yüklenemez. Ama olan olmuş ve şâe (شاء)’nin anlamı değiştirilmiştir. Bu da Müslümanların şeyi (çoğulu eşya) doğru anlamalarını engellemiş, İslâmî ilimleri hayattan yani fıtrattan koparmış ve kaderciliği bir inanç esası haline getirmiştir. Bu sebeple konu, son derece önemlidir.
A.İRÂDE
İrâde, ravd (رود) kökünden, bir noktadan bir hedefe gidip gelme anlamındadır. Bu, konaklamak ve otlak yeri aramak için gidip gelen kişinin yani râid’in, yaptığı iştir. Râid gider, dolaşır ve en iyi yeri tercih eder. بَعَثْنا رائداً يرود لنا الكَلأَ والمنزِلَ = Râid gönderdik, bize otlak ve konaklama yeri arayacak; denir[2].
İrâde (إرادة), ravd (رود)’in if’âl babına nakli ile oluşmuş, lazım iken müteaddiye dönüşmüş, ravd (رود)’ın faili, iradenin mefulü olmuştur. Yani irâde, râidi göndermektir.
İnsanın içinde, râid gibi gidip gelen, istek ve kararlarını oluşturan bir yetenek vardır. İrâde, o yeteneği harekete geçirmektir; istek ile başlar, bir karar veya kararsızlıkla biter. Bu sebeple irade ikiye ayrılır; birincisi istek, ikincisi kararlılıktır.
Şu âyet, hem Allah’ın, hem insanların istek anlamındaki iradesini gösterir.
وَاللّهُ يُرِيدُ أَن يَتُوبَ عَلَيْكُمْ وَيُرِيدُ الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ الشَّهَوَاتِ أَن تَمِيلُواْ مَيْلاً عَظِيمًا
Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister; arzularının peşine takılanlar da büyük bir sapıklığa düşmenizi isterler. (Nisa 4/27)
Allah’ın istek anlamındaki iradesi yerine gelmeyebilir. Ama karar anlamındaki iradesi kesin olarak yerine gelir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
إِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ {107}
Senin rabbin irade ettiği şeyi yapar. (Hûd 11/107)
Bu ayetteki iradenin Allah’ın kararı anlamında olduğunu şu ayet de gösterir:
وَإِذَا قَضَى أَمْراً فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُن فَيَكُونُ
Allah bir işe karar verdi mi, ona sadece “ol!” der, o da oluşur. (Bakara 2/117)
İnsanın kararlılığı anlamını taşıyan iradeye şu ayet örnektir.
وَالْوَالِدَاتُ يُرْضِعْنَ أَوْلاَدَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ لِمَنْ أَرَادَ أَن يُتِمَّ الرَّضَاعَةَ
Anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Bu, emzirmeyi tamamlama kararında olanlar içindir. (Bakara 2/233)
İnsan, verdiği kararı ancak Allah’ın desteği ile uygular. Mesela çocuğu emzirmek için Allah’ın vereceği imkânlara sahip olmak gerekir. Bu sebeple Allah Teâlâ şöyle buyurur:
فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ
Bir şeye karar verdin mi Allah’a dayan. Allah kendine dayananları sever. (Al-i İmran 3/159)
İrade ayrı, irade edilen şey ayrıdır.
B. ŞEY (شيئ)
Kur’ân’da şey (شيئ); kendi veya kaderi oluşturulmuş varlık anlamına gelir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئاً أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
“Bir şeyi irade ettiğinde yaptığı, sadece ona “ol” demektir; sonra o şey oluşur.” (Yasin 36/82)
Ayetteki شَيْئاً (= şey’en) mastar, ondaki tenvîn ise muzafun ileyhten ıvazdır. Yani شيْئَ شَيئٍْ iken muzafun ileyh olan şey شيئ kaldırılmış yerine tenvîn konmuştur. Kaldırılan شيئ isimdir ve mastar olan شيئ’in mef’ûlüdür. Ayetteki كُنْ tam fiildir[3] ve faili, şey (شيئ)dir. Şey (شيئ)’in kendisi henüz oluşmamış olsa da ölçüsü yani kaderi oluştuğu için emre muhatap kılınmıştır.
Her şey (شيئ) bir kadere yani bir ölçüye göre oluşur. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا
“Allah her şey için bir kadr (ölçü) koymuştur.” (Talak 65/3)
Ayetteki كُنْ emrinin cevabı olan فَيَكُونُ (fetekûnu) da tam fiildir. Bu sebeple âyetin (إِذَا أَرَادَ شَيْئاً) bölümüne; إحداث شيء و تكوينه إِذَا أَرَادَ = bir şeyi var etmek ve oluşturmak istediği zaman[4]’. anlamı verilmiştir. Çünkü tam fiil olan كُنْ = kün’ün anlamı, kevvin كوِّنْ = oluşmaya başla!” veya “uhdus أحدث = varlık sahnesine çık” şeklindedir. Buradan hareketle mastar olan شيئ’in, ihdas (إحداث) ve tekvîn (تكوين) anlamında olduğu ortaya çıkar. İhdas, yokken var etmek, tekvîn ise oluşturmaktır. Bize göre tekvîn kelimesi daha uygundur
Henüz kaderi dahi oluşmamış olana şey denmez. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
أَوَلَا يَذْكُرُ الْإِنسَانُ أَنَّا خَلَقْنَاهُ مِن قَبْلُ وَلَمْ يَكُ شَيْئًا
İnsan bilmez mi, daha önce hiçbir şey değilken onu biz yarattık. (Meryem 19/67)
هَلْ أَتَى عَلَى الْإِنسَانِ حِينٌ مِّنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُن شَيْئًا مَّذْكُورًا
İnsan, mezkûr bir şey oluncaya kadar çok zaman geçmiştir. (İnsan 76/1)
Mezkûr; zikrolunmuş, zikre konu anlamındadır. Zikir, kullanıma hazır, doğru bilgidir[5]. “İnsan, mezkûr bir şey oluncaya kadar…” sözü; “o kişiyle ilgili bilgi üretilinceye kadar” demek olur. Bu bilgi onun ölçüsü yani kaderidir.
Şey (شَيْء) mastarından (شاء) fiili türetilmiştir. Aslı (شَيَأَ)dir. Yâ (ي)’dan önce fetha olduğu için yâ elife dönüşmüş ve (شاء) olmuştur. Mastar ile fiil arasında anlam farkı olmaz; tek fark fiilin bir zaman dilimi içinde olmasıdır. Bu sebeple (شَاء) “şeyi oluşturdu” demektir. Şey mastarının anlamı (تكوين) tekvîn olduğu için şâe (شاء)’nin anlamı da “(كوَّن) kevvene =oluşturdu” olur.
Ölçüleri yani kaderi belirlenmiş ama henüz yaratılmamış olana da şey (شَيْء) dendiğine göre (شاء) fiilinin fiilinin mef’ûlü oluşmamış şey ise anlamı “şeyin ölçüsünü oluşturdu = كوَّنَ قَدَرَ الشيئ” ; oluşmuş şey ise anlamı, “şeyi oluşturdu = كوَّنَ الشيئَ” olur. Bir de şâe (شاء) fiili daima müteaddîdir[6]. Oluşturulan şey cümlenin akışından anlaşıldığı için çoğu zaman söylenmez yani mef’ûlü hazfedilir.
Her şey, Allah’ın koyduğu kanunlara göre oluşur. Bu, dünya işleri gibi din işleri için de geçerlidir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
مَّن كَانَ يُرِيدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ فِيهَا مَا نَشَاء لِمَن نُّرِيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَ يَصْلاهَا مَذْمُومًا مَّدْحُورًا .وَمَنْ أَرَادَ الآخِرَةَ وَسَعَى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُولَئِكَ كَانَ سَعْيُهُم مَّشْكُورًا. كلاًّ نُّمِدُّ هَـؤُلاء وَهَـؤُلاء مِنْ عَطَاء رَبِّكَ وَمَا كَانَ عَطَاء رَبِّكَ مَحْظُورًا
“Kim hemen olanı isterse orada, onun için oluşturacağımız kadarını istediğimiz kişiye verir, sonra cehennemi onun yeri yaparız; yerilmiş ve kovulmuş olarak oraya girer. Kim de ilerisini (Ahireti) ister ve onun için gereken çabayı inanarak gösterirse bunların çabaları teşekkürle karşılanır.” (İsrâ 17/18-19)
Bu ayetlere göre beşeri fiiller bir çabayla oluşur. Öyleyse faili insan olan şâe (شاء)’ye (كوَّن) anlamı verilebileceği gibi (سَعَى لَهَ سَعْيَهَ) “oluşum için gerekli çabayı gösterdi” anlamı da verilebilir.
Şu âyetler, (شاء)’nin bütün anlamlarını göstermesi bakımından önemildir:
إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ . لِمَن شَاء مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ . وَمَا تَشَاؤُونَ إِلَّا أَن يَشَاء اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
“O (Kur’ân) başka değil, âlemler için bir zikir, doğru bilgidir. İçinizden doğruluğu ölçü alanlar için. Siz bir şey oluşturamazsınız; varlıkların sahibi Allah’ın oluşturduğu ölçüye göre olursa başka.” (Tekvîr 81/25-29)
Şimdi âyetlere neden bu anlamın verildiğine bakalım:
لِمَن شَاء مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ ayetinde شَاء’nin mef’ûlü يَسْتَقِيمَ أَن ifadesidir. شَاء’ye كوَّن anlamı verince âyetin tefsiri şöyle olur.
لِمَن شَاء أي كوَّن منكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ أي قدر الإستقامة
İçinizden doğruluğu ölçü alanlar için.
وَمَا تَشَاؤُونَ إِلَّا أَن يَشَاء اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
Bu bir istisna cümlesidir. وَمَا تَشَاؤُونَ ile başlayan olumsuz anlam, إِلَّا ile olumluya çevrilmiş ve mef’uller hazfedilmiştir. Mef’ulleri yerlerine koyarsak âyet şöyle olur:
وَمَا تَشَاؤُونَ أي وَمَا تكوَّنون الشيء إِلَّا أن يَشَاء اللَّهُ أي الا بقدر قد كونه الله رَبُّ الْعَالَمِينَ له
Bu âyetin anlamını şöyle de ifade edebiliriz:
Siz varlıkların sahibi Allah’ın koyduğu ölçüye uymazsanız doğruluğu oluşturamazsınız.
Ayetlere göre şey (شَيْء), yedi safhada oluşur. Birincisi irâde, ikincisi kaderin tekvîni (تكوين قدر الشيئ), üçüncüsü ilham, dördüncüsü onay, beşincisi kayda geçme, altıncısı şeyin tekvîni (تكوين الشيئ) yedincisi o şeye güç verme yani takdîr safhasıdır.
|
|
|
|
|
Logged
|
Bu Kur'an,en sağlam olana iletir.Uygun işler ve davranışlarda bulunan müminlerede müjde verir.Onlar için gerçekten büyük bir karşılık vardır. isra (17/9)
|
|
|
|
~LaleGül~
|
 |
« Yanıtla #2 : Mayıs 09, 2009, 10:17:00 ÖÖ » |
|
rey2466 kardeşim ilgilendiğiniz için çok teşekkür ederim ama kendi kelimelrinizle ifade edemezmisiniz acaba böyle yazıları anlayamıyorum kader belliyse birşeyler için neden uğraşıyoruz sonunda bizi bulacaksa o şey eğer zehirli ok bildiğim kadarıyla islami bir site kader de imanın şartlarından burada kaderi kısaca açıklacak kaderi anlamış bir kardeşimiz yok mu yani imansızlık noktasına gelir bu Allah korusun kaderi anlatacak biri yok mu şimdi 
|
|
|
|
|
Logged
|
ya insana gül ver yada gülüver 
|
|
|
rey2466
Katilimci
 
Puan: +10/-7
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 301
|
 |
« Yanıtla #3 : Mayıs 09, 2009, 11:29:17 ÖÖ » |
|
Kaderin manası ölçüdürAllah herşeyi bir ölçüye göre yaratmıştır.Bunlar Allahın kanunlarıdır VE ALLAHIN KANUNLARINDA BİR DEĞİŞİKLİK GÖRÜNMEZ.Bütün yaratılış kanunları,fiziksel,kimyasal vb gibi kanunlar Allahın yarattığı sisteme göre haraket ederler.Allah ölçüyü koymuştur.İnsanlar o ölçüye göre haraket eder veya etmez,sonuçlarına da katlanır.Her insan kendi yaptıklarıyla kaderini belirler.Şöyle ifade etmeye çalışayım.Elimizde bir senaryo var ve bir film çekeceğiz.Filmde oynayan oyuncular senaryoda kendilerine verilen rolü ezberleyip,o rolü oynarlar.Senaryonun dışına çıkıp kendiliklerinden o rolün gerektirdiği sözlerin ve haraketlerin haricinde bir şey yapamazlar.Çünki senaryo bellidir.Bazılarının kader anlayışı böyledir.Allah bizim kaderimizi yazmış,kaderimiz böyleymiş diyerek,sorumluluklarından kaçınma,zorluklar karşısında kadere sığınma vb gibi davranışlarla suçu Allaha atma yollarına başvurmuşlardır.Bu çok yanlış bir düşüncedir,ama maalesef bir çok müslümanın kader anyayışı bu şekildedir.Eğer bu düşünce doğru olsaydı,imtihana ne gerek vardı.90 lı yıllarda hacda bir tünel faciası oldu ve yüzlerce kişi öldü.Yetkililer Allahın takdiri deyip işin içinden sıyrıldılar.İnsanların bir çoğu da bu şekilde inandığı için olay kapandı gitti.Bir kaç sene sonra o tünelin yanına bir tünel daha yaptılar,biri geliş,diğeri gidiş oldu,bir daha da böyle bir kaza olmadı.Yani anlatmak istediğim şeyinsan kaderini kendisi belirler,Allah insanların hal ve haraketlerini belirleyecek herhangi bir senaryo yazmış değildir .Allahın ,doğumdan ölüme kadar ne yapacağımızı bilmesi ayrı birşey,bunları yazması ayrı bir şeydir.Levhi mahfuzda yazılı olanlar ,bizim yaptıklarımızınAllah tarafından bilinmesi sebebiyle yazılmıştır.Selamlar sevgiler
|
|
|
|
|
Logged
|
Bu Kur'an,en sağlam olana iletir.Uygun işler ve davranışlarda bulunan müminlerede müjde verir.Onlar için gerçekten büyük bir karşılık vardır. isra (17/9)
|
|
|
|
~LaleGül~
|
 |
« Yanıtla #4 : Mayıs 09, 2009, 01:59:42 ÖS » |
|
insan ne kadar sınırlı bir akılla yaratılmış şu an aklım durdu düşünemiyorum artık  anladığım kadarıyla kaderimizi yaşamak için çalışmalıyız oturduğumuz yerde ayağımıza gelmiyor bir iş için üzerimize düşen görevi yaptıktan sonra eğer hala o işe ulaşamıyorsak bu kaderimizde yok demektir şuna benziyor galiba kimi insan ne kadar uğraşırsa uğraşsın geliri artmaz zengin olamaz nasibinde yokmuş derler kimi insanda oturduğu yerden kazanır nasipli insanmış derler o zaman kaderimiz ana çizgileriyle önceden belirlenmiş biz ise bunda sadece küçük oynamalar yapabiliyoruz doğru mu anlamışım 
|
|
|
|
|
Logged
|
ya insana gül ver yada gülüver 
|
|
|
|
vefali
|
 |
« Yanıtla #5 : Mayıs 09, 2009, 02:42:24 ÖS » |
|
word excel tarzı bişiler kullanıyorsan biras incele..
ya da pc oyunları var incele düşün..
bir insan bir program çerçevesinde neyin ne olacağını biliyor..
durum böyle..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
rey2466
Katilimci
 
Puan: +10/-7
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 301
|
 |
« Yanıtla #6 : Mayıs 09, 2009, 03:33:34 ÖS » |
|
anladığım kadarıyla kaderimizi yaşamak için çalışmalıyız oturduğumuz yerde ayağımıza gelmiyor bir iş için üzerimize düşen görevi yaptıktan sonra eğer hala o işe ulaşamıyorsak bu kaderimizde yok demektir şuna benziyor galiba kimi insan ne kadar uğraşırsa uğraşsın geliri artmaz zengin olamaz nasibinde yokmuş derler kimi insanda oturduğu yerden kazanır nasipli insanmış derler
Buraya kadar doğru
o zaman kaderimiz ana çizgileriyle önceden belirlenmiş biz ise bunda sadece küçük oynamalar yapabiliyoruz doğru mu anlamışım
Burası yanlış.
Önceden belirlenen bir şey yok.Kaderimiz bizim yaptığımız ve yapmadığımız şeylere göre şekilleniyor.Selamlar sevgiler
|
|
|
|
|
Logged
|
Bu Kur'an,en sağlam olana iletir.Uygun işler ve davranışlarda bulunan müminlerede müjde verir.Onlar için gerçekten büyük bir karşılık vardır. isra (17/9)
|
|
|
|
Gölge
|
 |
« Yanıtla #7 : Mayıs 09, 2009, 03:54:00 ÖS » |
|
beyaz kardesim...
rey2466 kardesimizinde belirttigi gibi Dünyaya gelen her insan bir kader programına tabidir. İnsanın ne yapacağını, başına ne geleceğini Yüce Allah ezeli ilminde biliyor. Ancak Allah’ın bilmiş olması, insanın o işi yapmasını zorlamaz. Çünkü Allah, insanın önüne sonsuz seçenekler koymuştur. İnsan kendi iradesini kullanarak, hangi yolu tercih ederse, Allah onu yaratır. Dolayısıyla sorumlu olan insanın kendisidir.
Kaderin esas anlamı Allah’ın, olmuş olacak her şeyi bilmesi demektir. Dikkat edersek insan iradesini yok saymıyor. Bilmek ayrı yapmak ayrıdır. Bilen Allah’tır, yapan kuldur. örnekleyelim... Peygamberimiz İstanbulun fethini ve komutanını yüz yıllar önce müjdelemiş ve haber vermiştir. Zamanı gelince de dediği gibi çıkmış. Şimdi, İstanbul Peygamberimiz dediği için mi fethedildi, yoksa fethedileceğini bildiği için mi söyledi. Fatih Sultan yatsaydı, çalışmasaydı, ordular hazırlatıp savaşmasaydı yine olacak mıydı. Demek ki Allah Fatihin çalışıp İstanbul’u fethedeceğini biliyordu ve bunu elçisi Hz. Peygambere bildirdi. ya da, Allah dostu evliyadan bir öğretmen düşünelim. Öğrencilerinden birisine “yarın seni şu kitaptan imtihan edeceğim.” diyor. Fakat öğretmen Allah’ın izniyle onun filim, maç, oyun, eğlence, derken sabah okula çalışmadan geleceğini bilerek, akşamdan karnesine “0” yazıyor. Ertesi sabah öğrenci sorulan sorulara cevap veremiyor ve sıfırı hak ettiğini bildiği anda, öğretmen cebinden not defterini çıkarıp “senin çalışmayıp sıfır alacağını bildiğim için önceden deftere sıfır yazmıştım” diyor. Buna karşı öğrenci “Hocam sen sıfır yazdığın için ben sıfır aldım. Eger geçer puan yazsaydın geçerdim.” diyebilir mi?
Cenab-i ALLAH-cc bizleri yaratmis ve önümüze yollari koymus. insan, Cennet ve Cehennem. yani Yaratan ALLAH-cc, gidecegi istikameti belirleyen kul'dur. İşte buna kader diyoruz.
|
|
|
|
|
Logged
|
Günahlardan sakinmak, Tövbe ile ugrasmaktan daha kolaydir... (Hz Ömer-ra)
|
|
|
|
~LaleGül~
|
 |
« Yanıtla #8 : Mayıs 09, 2009, 04:19:49 ÖS » |
|
yani yazdıklarınızdan şunu anladım Allah kullarını yaratırken huylarını nerde ne yapacağını herşeyini biliyor bu insanın başına şöyle bir olay gelse şunu yapar gibi vefalı kardeş bilgisyar sayesinde islamı daha iyi anlıyorsun belli de benim fazla ilgim olmadığı için böyle zorlanıyorum  ya da, Allah dostu evliyadan bir öğretmen düşünelim. Öğrencilerinden birisine “yarın seni şu kitaptan imtihan edeceğim.” diyor. Fakat öğretmen Allah’ın izniyle onun filim, maç, oyun, eğlence, derken sabah okula çalışmadan geleceğini bilerek, akşamdan karnesine “0” yazıyor. Ertesi sabah öğrenci sorulan sorulara cevap veremiyor ve sıfırı hak ettiğini bildiği anda, öğretmen cebinden not defterini çıkarıp “senin çalışmayıp sıfır alacağını bildiğim için önceden deftere sıfır yazmıştım” diyor. Buna karşı öğrenci “Hocam sen sıfır yazdığın için ben sıfır aldım. Eger geçer puan yazsaydın geçerdim.” diyebilir mi?
şu verdiğiniz örnekte öğrenci çalışsaydı nolurdu diye düşünmedim değil birşey sorayım size o zamn belki haytımdan bir örnekle daha iyi anlarım şimdi ben bu yaz sınava girecğim şimdi bundan bir yıl sonra nerede olacağım belli o zamn ben bu vakitten sonra çalışmasam nolur 
|
|
|
|
|
Logged
|
ya insana gül ver yada gülüver 
|
|
|
genç mücahide
Aktif
 
Puan: +16/-5
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 478
|
 |
« Yanıtla #9 : Mayıs 09, 2009, 04:35:33 ÖS » |
|
kardeşim sen elindiğince çalışacaksın dua edeceksin gerisini ALLAH a bırakacaksın tevekkül dür işte bu yani sen elinden geleini yaptıktan sonra ALLAH a havale edeceksin o da alnımıza yazdığı şekilde yaşatacak
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
~LaleGül~
|
 |
« Yanıtla #10 : Mayıs 09, 2009, 05:01:12 ÖS » |
|
tevekkülü biliyorum anlayabiliyorum da kader nasıl birşeydir hala anlayamıyorum anlayamayınca da iman eksikliği oluyor biliyorum
bundan bir yıl sonra nerde olurum diye düşünüyorum hiçbir fikrim yok ama Allah bunu biliyor şimdi çalışsam üniversitede olurum çalışmasam evde belki çalışsam da sınav zamanı birşey olacak giremeyeceğim yani kaderde kazanamayacağım yazıyorsa neden boşa uğraşıyorum ki yada kazanacağım yazıyorsa neden çalışayım
|
|
|
|
|
Logged
|
ya insana gül ver yada gülüver 
|
|
|
genç mücahide
Aktif
 
Puan: +16/-5
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 478
|
 |
« Yanıtla #11 : Mayıs 09, 2009, 05:14:46 ÖS » |
|
e o zman ALLAH bizim içimizdekileri çok ii biliyor bundan şüphe yok tövbe tövbe peki neden bizi imtihana tabi tutuyor diyormuyuz zaten içimizde hep onun ve resülünün sevgisi var nasıl olsa bunu zaten ALLAH ta biliyor peki niye hala imtihandayız diyebilirmiyiz diyemeyiz elbette bu yüzden kardeşim fazla sorgulayıcı tavıriçinde olmayalım inşALLAH muhafaza
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
Gölge
|
 |
« Yanıtla #13 : Mayıs 09, 2009, 06:02:32 ÖS » |
|
beyaz kardesim...
Kaderi ikiye ayırabiliriz: ızdırari kader, ihtiyari kader.
"ızdırari kader"de bizim hiçbir tesirimiz yok. O, tamamen irademiz dışında yazılmış. Dünyaya geleceğimiz yer, annemiz, babamız, şeklimiz, kabiliyetlerimiz ızdırari kaderimizin konusu. Bunlara kendimiz karar veremeyiz. Bu nevi kaderimizden dolayı mesuliyetimiz de yok.
İkinci kısım kader ise, irademize bağlıdır. Biz neye karar vereceksek ve ne yapacaksak, Allah ezeli ilmiyle bilmiş, öyle takdir etmiştir.
Bir apartmanın üst katının nimetlerle, bodrum katının ise işkence aletleriyle dolu olduğunu ve bir kişinin bu apartmanın asansörü içerisinde bulunduğunu düsün. Kendisine, apartmanın bu durumu daha önce anlatılmış bulunan kişi, üst katın düğmesine bastığında nimetlere kavuşacak, alt katın düğmesine bastığında ise azaba uğrayacaktır. Burada iradenin yaptığı tek şey, sadece hangi düğmeye basılacağına karar vermesi ve teşebbüse geçmesidir. Asansör ise, o kişinin gücü ve iradesiyle değil, belirli fizik ve mekanik kanunlarla hareket etmektedir. Yani, insan üst kata kendi gücüyle çıkmadığı gibi, alt kata da kendi gücüyle inmemektedir. Bununla beraber asansörün nereye gideceğinin belirlenmesi, içindeki kişinin iradesine bırakılmıştır. İnsanın kendi iradesiyle yaptığı bütün işler, bu ölçüyle değerlendirilebilir. Cenab-ı Hak, meyhaneye gitmenin günah, camiye gitmenin ise faziletli olduğunu bildirmiştir. İnsan ise kendi iradesiyle, örnekteki asansör gibi her iki yere de gitmeye müsaittir.
bu, evlilikte ve diger dünyevi islerimizde de böyledir... kisiler ne kadar alim, ilim sahibi olsada BEYiNLER SINIRLIDIR...!
|
|
|
|
|
Logged
|
Günahlardan sakinmak, Tövbe ile ugrasmaktan daha kolaydir... (Hz Ömer-ra)
|
|
|
|
~LaleGül~
|
 |
« Yanıtla #14 : Mayıs 09, 2009, 07:06:44 ÖS » |
|
bu konuyu anlamak gerçekten çok zor en zor matematik sorularını çözerken bile böyle düşünmüyorum böyle beynimi yormuyorum başım ağrıdı düşünmekten fazla kurcalamazsam iyi olur sanırım aynı sonsuz yaşamı anlayamamak gibi yokluğun nasıl birşey olduğunu anlayamamak gibi ölümün nasıl birşey olduğunu cenneti, insan dışında bir varlığı hayal edememek gibi bunları fazla düşünmemek gerekiyor sanırım insan aklıyla bunları bulmak imkansız kader hakkında Allah ın herşeyi bildiğine inanıyorum ve irade bize seçme hakkı olarak verilmiş ise sonuçlarını da kabullenmek gerekiyor bunu biliyorum daha fazlasını şimdilik aklım almıyor gelecekte belki daha iyi anlayabilirim bakalım artık kader  sizleri de çok uğraştırdım Allah razı olsun hepinizden...
|
|
|
|
|
Logged
|
ya insana gül ver yada gülüver 
|
|
|
|